Tarım ve hayvancılığın yaygın olduğu köyde kadınlar kendi emekleriyle ürettikleri domates, biber, patlıcan, fasulye gibi ürünlerin yanı sıra dağ eteklerinden toplanan kuşburnu ve dere kenarlarında bulunan böğürtlenlerden elde ettikleri ürünlerin satışını yapıyor.
Tamamen doğal geleneksel yöntemlerle yapılan salçalar, reçeller ve köy değirmeninde öğütülen buğdaylar kooperatif aracılığıyla başta İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa olmak üzere birçok bölgeye satışı gerçekleştiriliyor. Amaçlarının gıda terörünün önüne geçmek ve doğal organik ürünlere ulaşmak isteyenlerin kooperatif aracılığıyla bu lezzetleri tatmaları olduğunu ifade eden kadınlar, son olarak köyde 20 yıldır ekilmeyen çeltik tarlalarını yeniden canlandırdı. Bölgeye özgü ata tohumlarını 4 dönümlük alana eken kadınlar, olgunlaşan çeltikleri orak yardımıyla biçerek hasada başladı. Erkekler eşlerine yardım etmek için biçilen çeltikleri tahtaya vurarak döktürdüler. Daha sonra kurutulup değirmende işlenecek olan çeltikler, doğal pirinç olarak satışa hazır hale gelecek
“Amacımız yapılmayan tarımı canlandırmak”Kılıçkaya Kadın Girişimci Üretim ve İşletme Kooperatifi Kurucu Başkanı İlhan Katkat, amaçlarının yapılmayan tarımı yeniden canlandırmak olduğunu söyledi. Yeniden doğal ürünleri tüketiciye ulaştırmayı hedeflediklerini belirten Katkat, “Burada yapılmayan tarımı yeniden canlandırmaya çalışıyoruz. Söllek bağlarında eskiden pirinç yetiştiriliyormuş. Fakat 25-30 yıldır hiç kullanılmayan araziydi. Biz bunu yeniden canlandırmaya çalışıyoruz. Yeniden doğal ürünü tüketiciye ulaştırmaya çalışıyoruz. Burada büyük arazilere sahip olmadığımız için biçerdöverler burada işlev görmüyor. Biz de yıllar önce atalarımız bunu nasıl yapıyorsa öyle yapıyoruz. Kooperatifimiz ortakları kadınlar biçim yapıyor, yukarıda tokaç deriz, taşa tahtaya vurarak döktürüyoruz. Daha sonra kurutulup değirmende çeltikte pirince dönüştürüyor, o pirinçleri tüketiciye ulaştırıyoruz. Burada hiçbir şekilde ilaç kullanılmaz, kullanmaya da gerek yok. Yapacaksak doğal yapacağız, yoksa yapmanın anlamı yok” dedi.
“Bu topraklar bizim için kutsaldır”10 yıldır çeltik üreten Ayhan Kaleli, “Bu çeltik buraya has ata tohumu, bu tohumun kaybolmaması için çaba sarf ediyoruz. Yeniden ait olduğumuz topraklara geri döndürdük. Buradaki üretim metodumuz geleneksel yöntemlerle yani ilaçsız tarım, gübresiz yani kimyasal gübre atmadan üretmek ve tüketiciyle buluşturmak. Özellikle ana ve babaların gıda güvenliği endişesi, bu açığı kapatmak için boş tarım topraklarına yeniden dönüş yapıldı. Burası birinci sınıf tarım toprakları. 25-30 yıldır boş duruyordu. Bizim için kutsaldır bu topraklar. Toprağa saygı göstermek anlamında çok önemliydi” diye konuştu.Kooperatif ortaklarından Ayşe Katkat ise, “İnsanımızın emeğinin değerlendirilmesi, özellikle kadınlarımızın doğal gıdaya ulaşması için bu kooperatifi kurduk. Her yaştan kadınlarımızla çalıştık. 80 yaşında annelerimiz vardı. Onlar da yıllardır yapmamışlar, onların önderliğinde bir şeyler yapmanın huzuru içindeyiz” ifadelerini kullandı.
Artvin’in Arhavi ilçesinde yaşayan Fatma (52) ve Musa Can (59) çifti gençlik yıllarında ağaç evde yaşamanın hayalini kurdular. Çift evliliklerinin 30. yılında bu hayallerini gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyor. Mençuna Şelalesinin içinde yer aldığı doğal güzellikleriyle ünlü Kamilet Vadisi’nde yaşayan ve çiftçilikle uğraşan aile, kendi arazilerine yer alan bir gürgen ağacının üzerine ahşaptan ağaç ev yaptılar. Bu sayede hem gençlik hayallerini gerçekleştirdiler, hem de gelen misafirlere ağaç evde ağırlama imkanına kavuştular.
Ağaçkondu görenlerin ilgisini çekiyorÇiftin “Ağaçkondu” adını verdikleri ahşap ev yerden 5 metre yükseklikte ve evin içine merdivenle giriliyor. 16 metrekarelik alana inşa edilen ev, görünümüyle Kamilet Vadisini ziyaret eden yerli ve yabancı turistlerin büyük ilgisini çekiyor. Arhavi ilçesi Kamilet vadisinde çiftçilik ve arıcılıkla uğraşan Musa Can, yaptığı açıklamada “Eşimle birlikte uzun yıllardır hayalini kurduğumuz ağaç evimize kavuştuk. Gençlik yıllarında ağaç ev yapıp içinde kalmak istiyorduk. Bazen Mençuna Şelalesini görmeyen gelen misafirlerimiz oluyor. Onlar da kalıyor bazen biz kalıyoruz. Gürgen ağacı üzerine olduğu için ayı filan pençesini geçiremediğinden çıkamıyor. Rahatlıkla içinde kalınabiliyor. İçinde yatak var, banyo, tuvaleti var; konforu yüksek” dedi.
“İçinde kaldığımızda eski günlerden konuşuyoruz”Fatma Can ise ağaç evin gençlik hayalleri olduğunu hatırlatarak “Evlenmeden önce eşimle ’Evlendiğimizde böyle bir ağaç ev yapalım yaşlanınca içinde kalırız’ diye hayaller kurardık. Evlendik ve evliliğimizin 30. yılında bu hayallerimiz gerçekleştirdik. Görenler çok beğeniyor. Özelikle Mençuna Şelalesine gelenler çok beğeniyor, fotoğraf çekiniyor.
Canımız sıkılınca içinde kalıyoruz. Eski günlerimizden konuşuyoruz” ifadelerini kullandı. Gören hayran kalıyor:
Gençlikte hayalini kurdukları ağaç eve 30 yıl sonra kavuştular Artvinli çift gençlik yıllarında hayal ettikleri ağaç eve evliliklerinin 30. yılında kavuştular.
GÜNDEM
08 Ağustos 2026EKONOMİ
08 Ağustos 2026TEKNOLOJİ
08 Ağustos 2026SPOR
08 Ağustos 2026SPOR
08 Ağustos 2026SPOR
08 Ağustos 2026OTOMOBİL
08 Ağustos 2026
1
Kahramanmaraş’ta 4,7 büyüklüğünde deprem
102165 kez okundu
2
Ekrem İmamoğlu ve Derya Çayırgan
78351 kez okundu
3
Komandolar orman yangınlarına karşı teyakkuzda: Yeşil doğanın canlıları onlara emanet
5356 kez okundu
4
‘Zoom’ toplantısına katılan Özgür Özel İmamoğlu’nu da sattı
4305 kez okundu
5
Baraj doluluk oranlarında son durum: 9 Mart barajlardaki doluluk oranı ne kadar, yüzde kaç?
2521 kez okundu
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.